Vitrinde Filistin, hedefte İran Ocak 11
|
11/01/2008 (322 kişi okudu)
AHMED MUSTAFA
1974
yazında Mısır ilk kez bir ABD başkanını ağırladı. Bu başkan, Watergate
skandalı nedeniyle istifa etmesinden birkaç gün önce ülkeye giden
Richard Nixon'dı. O ziyaretten sonra bölge, Beyaz Saray'dan ayrılmak
üzere olan Amerikan başkanlarının (Reagan hariç) uğrak yeri oldu. Sanki
bu başkanlar dünyanın en çözümsüz sorunlarını geç hatırlıyorlar ve
kutsal mekânlardan hayır duası almadan iktidara veda etmek
istemiyorlar. Bu ziyaretler sanki, emekliye ayrılmadan önce Kudüs'ü
başkan olarak ziyaret etmelerine yönelik bir İsrail daveti gibi.
Geziler başka bir sonuç vermemekte. Çünkü başkanlığı bırakmak üzere
olanın yapacağı fazla şey yoktur...
George W. Bush'un bölge turu öncesi gösterilen bütün iyi
niyetlere, yapılan açıklama ve toplantılara rağmen, ABD başkanının
bölge ziyaretinin somut sonuç vermesi beklenmiyor. Bush Mısır, Suudi
Arabistan ve diğer Körfez ülkelerini ziyaret ediyorsa en önemli hedefi,
ziyaretten bir hafta önce Reuters haber ajansıyla söyleşisinde de ifade
gibi, İran'ın nüfuzunu kuşatma altına almaya çalışmak. Bush söyleşide,
gezisi sırasında Tahran'ın askeri nükleer programını 2003'te
durdurduğunu ifade eden Amerikan istihbarat raporu hakkında sorular
beklediğini belirterek, ziyaret edeceği ülkelere İran'ın hâlâ tehlike
oluşturduğunu ve programını durdurabilen devletin tekrar
başlayabileceğini açıklayacağını ekledi.
İsrail ziyaret sırasında Bush'la, İran'a yönelik 'çalışma planı'na
dair maksatlı olarak sızdırdığı bilgileri ve hatta Hürmüz Boğazı'nda
İran botlarıyla Amerikan savaş gemileri arasındaki gerginliğe yönelik
medya abartmasını bile ele alacaktır.
Bush bölge liderleriyle esasen İran'ı, bunun yanı sıra Irak
çıkmazını ve Lübnan krizini ele alacak olsa da, Filistin sorunu
vitrindeki en belirgin konu olacak. Fakat, Araplar bir anlaşma
sağlayabilecek barış görüşmelerini etkin kılabilmek için bu medya
yoğunluğunu kullanmaya çalışsa bile, çabaların somut başarı ortaya
koyması şüpheli.
'Hacı Bush', Filistin sorununun çözümü bağlamında, maceralarla
dolu başkanlığında bir başarı gerçekleştirme eğiliminde olabilir.
Araplar da şüphesiz, bu yükü hafifletecek bir çözüm istiyor. İşte
Lübnan krizinin çözümü için fiilen girişimde bulunmaya başladılar.
Suriye, Bush'un ziyareti öncesi niyetini ortaya koymasını tavsiye eden
ılımlı Araplara olumlu karşılık veriyor. Bush'u Suriye'nin İran'dan
uzaklaşacağına ikna edebiliyorlar. Fakat bu çabaların getireceği sonuç,
birçok Arap liderinin iki ay sonra Şam'da düzenlencek Arap zirvesine
katılmaktan öteye geçmez.
Sözün özü, Bush'un ziyareti sonuçları itibarıyla ABD'nin
düzenlediği Annapolis buluşmasından daha az etkili olacak. Bununla
birlikte ziyaret, bir süredir Washington'a yıllık gezilerini durduran
Mısır cumhurbaşkanının Bush'la buluşması için bir fırsat. Ayrıca
Bush'la Körfez ülkeleri liderlerinin vedalaşması için de bir fırsat.
Diplomatik zaruretler ve Arap saygınlığı ne boyutta olursa olsun,
Bush'un görüşeceği liderlerden hiçbiri Irak'ı ve bu parçalanmış Arap
ülkesinin durumunu gündeme getiremeyecektir. Belki de misafir başkanın
İran tehlikesine yönelik konuşması hakkında yorum yapacak ve bölgenin
bir başka Irak'ı kaldıramayacağını anlatacaklardır...
(Uman gazetesi Vatan, 9 Ocak 2008)


