Arafat: Marifet, irfan, itiraf, teâruf meydanıdır. Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU Diyanet İşleri Başkanı [18.12.2007 Mekke]
Yeri ve göğü yaratan, bizi sayısız
nimetlerle donatan, mağfireti, rahmeti ve ihsanı sonsuz olan Rabbimize
hamdolsun. İnsanlığın hidayet önderi, rahmet peygamberi, en güzel
örnek, Muhammed aleyhisselâm’a, âline ve ashabına, bütün peygamberân-ı
ızâma sayısız salât ve selâm olsun.
Ne mutlu bize! Hayat boyu hayalini
kurduğumuz kutsal topraklardayız. Şimdi; Hz. Adem aleyhisselamdan bu
yana peygamberlerin hatırası zihnimizde, Allah’ın Resulü’nün burada
irat ettiği Veda Hutbesi kulaklarımızda yankılanıyor,
Şu anda burada, imanımızın tazelendiği,
ibadet bilincimizin derinleştiği, din kardeşliğimizin duygu ve
davranışlara döküldüğü, İslam dinine mensup olmanın onurunu; heyecanı,
zahmeti, sabır ve hoşgörüyü, yalnızlığı, mahşer duygusunu iç içe ve
lahza lahza yaşadığımız müstesna bir zaman dilimindeyiz.
Aziz kardeşlerim!
İhramlarımızı giyerken, ölmeden önce
öldüğümüzü, dünyanın oyun ve eğlencesini terk edip dirilişe doğru bir
kutlu yolculuğa çıktığımızı fark etmiştik. Tavafta farklı ırk, dil ve
renkten müminler olarak Rabbimize dua ederken son hak din olan İslama
mensup olmanın izzetini, İslam kardeşliğinin kopmaz bağını derinden
hissetmiştik.
Şimdi, peşinde olduğumuz dirilişe doğru
burada bir adım daha atacağız. Çünkü Arafat diriliştir. Arafat, Âdem ve
Havva’nın çocukları olarak burada buluşup, kötü ve yanlış olan ne varsa
onları geride bırakarak, bembeyaz bir sayfa açarak hayata yeniden
başlamaktır. Bunun içindir ki, hac arafattır, Arafat hac demektir.
Muhterem kardeşlerim,
Hac esnasında yaptığımız her bir ibadetin bilinen ve bilinmeyen birçok anlamı ve hikmeti vardır.
Kâbe’yi tavaf; tevhidi, varlık aleminin
ilahi iradeye boyun eğişini, râm oluşunu temsil eder. Arafat, huzuru
ilâhîde olmayı, mahşeri hatırlatır bize. Arafat’tan seller gibi
Müzdelife’ye akış ve orada yapacağımız zikir, dua ve istiğfar İslam’ın
şeâirini ve dindarlık bilincimizi tazeler. Mina’da şeytanı taşlamak
nefsin kötülüklerinden, dünyaya, maddeye, makam ve mevkiye
bağımlılıktan, yani esaret zincirlerinden kurtuluşu anlatır bize.
Dilleri, ırkları, renkleri ve kültürleri
farklı, fakat imanları ve gönülleri bir milyonlarca Müslümanın bir
araya geldiği bu büyük günde, hac ihramıyla Arafat’ta bulunmak,
müminler denizinde bir damla olabilmek ne büyük bir mutluluktur.
İşte bugün, ayrılıkları ve farklılıkları,
kin, bencillik, dargınlık, kendini beğenmişlik gibi bütün kötü
duyguları kalbimizden silmiş olarak Arafat’tayız. Hepimiz Allah’ın
huzurundayız, kıyameti ve mahşeri hatırlatan ihramlarımız içinde
Rabbimize dönüşün arefesindeyiz.
Değerli Kardeşlerim,
Şimdi, burada Allah Resulünün, on dört
asır evvel yüz bini aşkın sahabeye hitap ettiği bir mekânda
bulunuyoruz. Cebel-i Rahme’nin eteğinde, ırkımız, tenimizin rengi ve
konuştuğumuz dil ne olursa olsun hep birlikte Hz. Adem ve Hz. Havva’nın
çocukları, Hz. İbrahim’in davetlisi olarak Arafat’ta bulunuyoruz.
Arafat sadece bir tepe değil, taş, toprak hiç değil.
Arafat, ârif olmaktır; hakikati bilmek,
tanımak, anlamaktır. Marufa, marifete, Marifetullah’a ermektir.
Hayatın, var oluşun, yaratılışın nihaî anlamını kavramak, sıradan bir
canlı olmaktan kurtulup en şerefli varlık oluşu ispatlamaktır.
Arafat, irfan meydanıdır. Arafat’a çıkmak
demek, sadece kum tepelerini ve kayaları aşmak değil… Arafat’a çıkmak
irfana ve ihsana, iyi bir Müslüman olmaya, ahlâkta ve dürüstlükte
kemale ulaşmaya adım atmak demektir.
Arafat önce kendini bilme, kendini bulma
çabasıdır. ve “Kendini bilen, Rabbi’ni de bilir” hükmünce, kendimizi
tanıyıp Rabbimizi tanımadır.
Arafat, itiraftır… Günahları itiraf etme,
günahlardan sıyrılıp gözyaşlarıyla arınabilmedir... Rabbimize
verdiğimiz sözü hatırlama, bu tanımaya ve söze uygun davranma
taahhüdüdür.
Arafat, teâruftur... Ayrılıkları ve
gayrılıkları kalpten silip tanışmak, iyilik ve takva yolunda yarışmak
ve birbirimizi insan olarak tanıyıp sevmek demektir. Gönüller arasında
eşitlik ve kardeşlik köprüsü kurarak kaynaşabilmektir.
Değerli Hacılar!
Arafat’ta kalp ve tefekkür gözümüzü iyi
açarsak, Kur’an’ın hayat veren davetini, Hz. Peygamber’in hikmet dolu
sünnetini daha iyi anlar; insanlığın zulüm, haksızlık, bilgisizlik ve
dalalet bataklığından, Resulün eliyle aydınlığa çıkarılışını daha iyi
görürüz. O daveti kavrayabilirsek kabalığın yerini nezaket, kibir ve
gururun yerini tevazu, bencilliğin yerini paylaşma, haksızlığın yerini
adalet almadıkça olgun mümin olamayacağımızı fark ederiz.
Burası, kimilerinin yoksulluk ve
yoksunluk çekerken, kimilerinin israf ve gösteriş içinde olmalarının
Allah’ın rızasına uymayacağının, fakire, muhtaca ve haksızlığa uğramış
olana yardım eli uzatmanın, hiçbir ayrım yapmadan insanı sevmenin,
tabiatı ve çevreyi korumanın ve Allah’ın bahşettiği imkanları yerinde
ve tasarrufla kullanmanın temel insani ve dini ödev olduğunun
anlaşıldığı ve bunun eğitiminin verildiği yerdir.
Burası, hayatın geçici olduğunu ve geriye
sadece hayırlı ve insanlık için yararlı amellerimizin kalacağını
anlama, dirilişi, mahşeri, mahkeme-i kübra öncesi bekleyişi, ölmeden
önce ölmeyi bilme, hesaba çekilmeden önce kendi hayatımızı gözden
geçirip kendimize çeki düzen verme yeridir.
Değerli Müslümanlar!
Yaşadığımız hayat, bizi yakan güneş,
dokunduğumuz taş ne kadar gerçekse, dünyanın ve insanın faniliği ne
kadar doğruysa, din ve Allah’ın vaadi de o kadar haktır; ahiret hayatı
ve orada Rabbimizin huzuruna çıkış da o kadar gerçektir.
Öyleyse gelin, zihnimizi her türlü
dünyevî heveslerden arındıralım, İslam’ın dosdoğru yoluna bir daha
sapmamak üzere girelim. Burada bütün samimiyetimizle elimizi, kalbimizi
Allah’a açalım, annemiz, babamız için, ailemiz ve çocuklarımız için,
milletimiz ve bütün insanlık için dua edelim
Üzerimizdeki ihramların beyazlığı şimdi
içimize aksın, içimiz de kir ve kusurdan arınsın. Hayatımız boyunca
bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahların ağırlığı altındayız.
Affeyle bizi Ya Râb! Tüm günahlarımızı affet! Bir daha günaha dönmemek
üzere bizi doğru yoluna ulaştır ve o yoldan hiç ayırma.
Hatalarımız çok. Fakat biz istiyoruz ki,
Arafat bizim beratımız ve miracımız olsun. Bu zamanın, bu mekanın
kıymetini bilelim ki haccımız, haccı ekber olsun.
Hacı Kardeşlerim,
Duamız odur ki, hac görevini ifa edip
yurdumuza döndükten sonra da Arafat’ta, Harem-i Şerif’te kıldığımız
namazlardan nasıl zevk aldıysak, yaptığımız tüm ibadetlerden aynı
şekilde zevk alalım. Burada kazandığımız manevî güzellikleri ve
dindarlık şuurunu ömrümüzün sonuna kadar hep koruyalım. Haccımız, bizim
yanımızdan hiç ayrılmayan arkadaşımız ve hayat çizgimiz olsun.
İhramdan çıktıktan sonra da hayatımız
boyunca manevî bir ihram elbisesi giymiş gibi, her gün Arafat’a
çıkıyormuş gibi, Müzdelife’ye, Mina’ya akıyormuş gibi, imanda ve
ikrarımızda sebat edelim, ilahi rızaya uygun davranalım ve öyle
yaşayalım. Arafat bu anlamda bizim hayatımızda bir dönüm noktası olsun.
Aziz Müslümanlar!
Bu kutlu mekânda ettiğimiz dualar, Yüce
Rabbimize gönlümüzden kopup yükselen yakarışlar, ümit ediyorum ki,
bizlerin bağışlanmasına, tüm insanlığın kurtuluşuna bir vesile
olacaktır.
Biz burada sadece kendimiz için değil,
dünyanın dört bir yanında bulunan Müslüman kardeşlerimiz için ve bütün
insanlar için dua edeceğiz. Günahlarımıza, bir daha dönmemek üzere
tövbe edeceğiz.
Yüce Rabbimizden duamız, huzur ve barışı
önce kendi iç dünyamızda yakalamak, adım adım onu dış dünyaya taşımak,
şiddet ve terörün, her türlü ayrımcılığın ve haksızlığın yok olmaya yüz
tuttuğu ve insanlığın birbirine sevgi ve kardeşlik elini uzattığı bir
dünyada, gücün ve hırsın değil ahlakın ve yüksek insani değerlerin
egemen olduğu bir dünyada, Allah’ın rızasına uygun bir hayat sürmektir.
Tüm insanlığın, bir olan Allah’a ibadet
etmenin güzelliğini, O’na bağlanmanın ve yalnız O’ndan istemenin
özgürlüğünü, İslâm’ın insana kazandırdığı ve insanlığa bahşettiği
değerleri fark etmesi temennisiyle sözlerimi bitirirken, bütün
kardeşlerimin hac ibadetinin Allah katında makbul ve mebrur olmasını
Yüce Mevla’dan niyaz ediyorum. Bugünden Bayramınızı tebrik ediyor,
bayramın tüm İslâm âlemi ve insanlık için huzur ve barış getirmesini
Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.
Allah’ın selamı ve bereketi üzerinize olsun.